Pruzon Satın Al Pruzon Müşteri Hizmetleri

Çinko Oksit Erzurum

Diaper Dermatitli 54 Olgunun Değerlendirilmesi

EVALUATION OF 54 INFANTS WITH DIAPER DERMA Tl TIS

Muammer PARLAK*, Meltem ENERGİN**, Mukadder SELİMOGLU*”*, Hürol B İ T L İ S L İ — , Handan A L P * ” * *

* Doc.Dr Alatüık Üniversitesi Tıp Fakültesi Dermatoloji ABD,

** Yrd.Doç.Dr.Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları ABD,

*** Uz.Dr.Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları ABD,

**** Dr.Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları ABD,

***** Doç.Dr.Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları ABD, ERZURUM

ÖZET

Pediatri ve Dermatoloji kliniklerimize başvuran 54

diaper dermatitli çocuk çalışma kapsamına alındı. Dlaper

dermatitin şiddeti ile bebeğin beslenme şekil, kullanılan

bez, günlük bez değiştirme sayısı, perianal bölgenin temizlenme

şekli ve koruyucu olarak kullanılan preparatlar

arasındaki ilişki incelendi. Bütün olgularda nativ preparat

hazırlanarak Candida araştırıldı ve gerekli görülenlerde

bakteriyolojik inceleme yapıldı. Anne sütü ile beslenmenin,

sık bez değiştirmenin ve koruyucu kullanmanın

dermatit şiddetini azalttığı sonucuna varıldı.

SUMMARY

Fiftyfour infants with diaper dermatitis who were admitted

to Pediatrics and Dermatology clinics were included

in this study. The relationship between the intensity

of dermatitis and nutrition, kind of clothing, number of

diaper changing, cleansing and using a protective preparation

was investigated. In all cases, native preperations

were performed to detect Candida. Bactériologie investigation

was made in severe cases. It is concluded that

breast feeding, frequent diaper change and the use of

protective preperations decrease the intensity of diaper

dermatitis.

Anahtar Kel imeler : Diaper dermatit, Besıenme, Çocuk bezi K e y w o r d s : Diaper dermatitis, Nutrition, Diaper

T Klin Dermatoloji 1995, 5:66-70 T Klin J Dermatol 1995, 5:66-70

Diaper dermatit çocuk bezinin bağlandığı bölgede

görülen enflamatuar döküntülere verilen isimdir (1).

Diaper dermatit insidansını araştıran az sayıda çalışma

mevcuttur. T a m insidans bilinmemekle birlikte, rakamın

%7 ila %35 arasında olduğu tahmin edilmektedir (2).

Diaper ile ilgili olarak oluşan dermatitin patogenezinde

amonyak, bakteriler, bakteriyel ürünler, idrar pH’sı, candida

albicans ve ıslaklık s u l a n d ı r ı l m ı ş t ı r (1,3). Biz de

çalışmamızın kapsamına Pediatri ve Dermatoloji kliniklerine

yalnızca diaper dermatit nedeni ile getirilen bebekleri

aldık ve ptedispozan faktörleri irdelemeyi amaçladık.

MATERYEL VE METOD

Ç a l ı ş m a m ı z a yaşları beş ile 90 gün arasında

değişen, hastaneye sadece diaper dermatiti nedeni ile

Geliş Tarihi: 11.10.1994

Yazışma Adresi: Dr.MukadderSELİMOĞLU

Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları ABD,

25240, ERZURUM

getirilen 54 bebek alındı. Aktif sistemik hastalığı veya

cilt hastalığı bulunan, yakın bir z a m a n d a diyare hikayesi

olan ve yine yakın bir z a m a n d a antibiyotik kullanım öyküsü

veren bebekler çalışmaya alınmadı. Tüm bebeklerin

antropometrik ölçümleri, rutin sistemik muayeneleri

yapıldı. Diaper dermatitler yayılım ve niteliklerine göre

dört grupta ele alındı. G r a d e I: S a d e c e diaper bölgeye

sınırlı hafif eritem, G r a d e II: Diaper bölgeye sınırlı belirgin

eritem, skuam v e y a maserasyon, G r a d e III: Diaper

bölge, bacakların iç yüzü ve karına yayılan belirgin eritem

ve erezyon, Grade IV: Diaper bölge bacakların iç

yüzü ve karına yayılan belirgin eritem, erezyon ve püstül.

Tüm bebeklerin nativ preparat yapılarak C a n d i d a

albicans arandı. Ayrıca G r a d e III ve G r a d e IV dermatiti

o l a n l a r d a n s ü r ü n t ü ya da püyün a s p i r e e d i l m e s i

şeklinde kültür alındı. Bunlar Mc C o n c e y , kanlı agar,

ç i k o l a ta agar b e s l y e r l e r i n e ekildi. İstatistiksel değerlendirme

için Student’s t testi ve oranlar arası farklılık

testleri kullanıldı.

BULGULAR

Kliniklerimize üç aylık bir periyod içinde getirilen

diaper dermatitli 54 olgu çalışma kapsamına alındı. O l –

66 T Klin Dermatoloji 1995, 5

PARLAK ve Ark.

DİAPefo DERMATİTLİ 54 OLGUNUN DEĞERLENDİRİLMESİ

guların yaşlan beş ile 90 gün arasında değişiyordu, ortalama

yaşları 32.8 idi. Olgularda ^ e r m a t i t i n başlangıç

zamanı üç ile 26 gün arasında değişiyordu, ortalama

başlangıç günü başvurudan 10.4 gün önce olarak tespit

edildi. Bebeklerin 28(%51.86)’î kız, 26(%48.14)’st erk

e k d i . Bebeklerin 22(%40.74)’si s a d e c e anne sütü,

iki(%3.70)’si anne sütü ve formüla, s e k i z ( % 1 4 . 8 1 ) ‘ i

anne sütü ve karışık gıda, dört(%7.4)’ü s a d e c e formüla’

ve 18(%33.3)’i karışık gıda ile besleniyordu. Bu bebeklerde

görülen diaper dermatit klinikleri Tablo 1’de gösterilmiştir.

Anne sütü alanlar ve karışık beslenenlerin

Grade I ve G r a d e II görülme sıklıkları arasında, anne

sütü ve formüla ile beslenen bebeklerde Grade IV’deki

fark anlamlı idi (p<0.05). Formüla alanlar ile karışık

beslenen bebekler karşılaştırıldığında ise fark görülmedi

(p>0.05).

A y n ı b e b e k l e r i n 1 0(%1 8 . 5 1 ) ‘u h a z ı r b e z ,

44(%81.48)’ü evde dikilmiş bez kullanıyordu. B e z kullanımlarına

göre bu bebeklerin dermatit klinikleri Tablo

2’de gösterilmiştir. Evde dikilmiş bez kullananlar ile hazır

bez kullananlar arasında teker teker gradelerin görülme

sıklıkları karşılaştırıldığında ise anlamlı fark bulunmadı

(p>0.05).

Kullanılan bezin cinsi gözönüne alınmaksızın annelerin

bez değiştirme sayısı incelendiğinde 28(%S1.85)

annenin bezi günde üç-dört kere, 10(% 18.51) annenin

günde beş-yedi kere, 16(%29.62) annenin günde se

kiz-on kere değiştirdikleri tespit edildi. Bez değiştirme

sayısına göre bebeklerde görülen dermatit kliniği Tablo

3’de gösterilmiştir. Günde üç-dört bez değiştirilen be-

67

bekler ile günde beş-yedi bez değiştirilen bebeklerde

ve aynı şekilde beş-yedi bez değiştirilen ile sekiz-on

bez değiştirilen bebeklerde gradelerin görülme sıklıkları

arasında istatistiksel fark bulunamadı (p>0.05). Ancak

günde üç-dört bez değiştirilen ile sekiz-on bez değiştirilen

bebeklerdeki klinik şekiller karşılaştırıldığında G r a d e

IV için anlamlı fark bulundu (p<0.05).

Annenin uyguladığı temizlik yöntemi araştırıldığında

perianal bölge temizliğinin altı(%11.11) anne tarafından

s a d e c e kuru bezle silme şeklinde, 22(%40.74) anne

tarafında su ile silme şeklinde ve 26(%48.14) anne tarafından

ise sabunlu b e z l e silme şeklinde yapıldığı öğrenildi.

Perianal bölge temizlik şekline göre bebeklerde

görülen dermatit klinik tabloları Tablo 4’de gösteril

mistir. Kuru bez ile perianal temizlik yapılan çocuklar

ile su ile silinen çocuklarda klinik şekillerin gözlenme

sıklığı karşılaştırıldığında G r a d e III için anlamlılık bulundu

(p<0.01). Kuru bez ile sabunlu bez arasında fark tespit

edilemedi (p>0.05). Su ile silinenler ile sabunla silinenl

e r a r a s ı n d a ise G r a d e II ve IM’de fark b u l u n d u

(p<0.05).

Annelerin pişik için koruyucu kullanıp kullanmadıkları

soruşturulduğunda ise 18(%33.33) annenin hiç koruyucu

kullanmadığı, altı(%11.11) a n n e n i n ‘ p i y a s a d a k i

kozmetik kremlerden birini kullandığı, altı(%11.11) annen

i n d e k s p a n t e n o l i ç e r e n bir p r e p a r a t k u l l a n d ı ğ ı ,

10(%18.51) annenin çinko oksid içeren preparatlar kullandığı,

19(%18.51) annenin talk pudrası kullandığı ve

dört(%7.4) annenin de zeytinyağı kullandıkları öğrenildi.

Koruyucu kullanımlarına göre görülen dermatit klinikleri

T a b l o 1. Bebeklerin beslenme şekillerine göre diaper dermatit klinik şekillerinin görülme sıklıkları

Beslenme şekli Grade I Grade II Grade III Grade IV

Anne sütü 18(%81.8) 0(%0.0) • 2(%9.1) 2(%9.1)

Anne sütü + formüla 2(%100) 0(%0.0) 0(%Û.O) 0(%0.0)

Anne sütü + karışık 6(%75) 0(%0.0) 2(%25) 0(%0.0)

Formüla 2(%50) . 0(%0.0) 0{%0.0) 2(%50)

Karışık 8(%44.4) 4(%22.2) 4(%22.2) 2(%11.1)

Tablo 2. Kullanılan bezin cinsine göre bebeklerde görülen diaper dermatıtin klinik şekillerinin görülme sıklıkları

Bezin cinsi Grade I Grade II Grade III Grade IV

Evde dikilmiş bez 28(%63.6) 4(%9.09) 6(%13.6) 6(%13.6)

Hazır bez 8(%80) 0(%0.0) 2(%20) 0(%0.0)

Tablo 3. Değiştirilen bez sayısına göre bebeklerdeki diaper dermatit klinik şekillerinin görülme sıklıkları

Değiştirilen bez sayısı Grade I Grade II Grade III Grade IV

3-4 16(%57.1) 2(%7.1) 4(%14.2) 6(%21.4)

5-7 8(%80) 0(%0.0) 2(%20) 0(%0.0)

8-10 12(%75) 2(%12.5) 2(%12.5) 0(%0.0)

T Klin J Dermatol 1995, 5

PARLAK ve Ark.

68 DİAPER DERMATİTLİ 54 OLGUNUN DEĞERLENDİRİLMESİ

T a b l o 4. Annenin yaptığı temizlik şekline göre bebeklerdeki diaper dermatıtın klinik şekillerinin görülme sıklıkları

Değiştirilen bez sayısı Grade I Grade II Grade III Grade IV

Kuru bez ile silme 4(%75) 0(%0.0) 2(%25) 0(%0.0)

Su ile silme 14(%63.6) 4(%18.1) 0(%0.0) 4(%18.1)

Sabun ile silme 18(%69.2) 0(%Û.O) 6(%23.0) 2(%7.69)

T a b l o 5. Kullanılan koruyucu maddeye göre bebeklerdeki diaper dermatitin klinik şekillerinin görülme sıklıkları

Koruyucu madde Grade I Grade I! Grade III Grade IV

Koruyucusuz 10(%55.6) 0(%0.0) 4(%22.2) 4(%22.2)

Kozmetik kremler 2(%33.3) 2(%33.3) 0(%0.0) 2(%33.3)

Dekspantenol 4(%66.6) 0(%0.0) 2(%33.3) 0(%0.0)

Çinko oksid 10(%100) 0(%0.0) 0(%0.0) 0(%0.0)

Talk pudrası 8(%80) 0(%0 0) 2(%20) 0(%0.0)

Zeytinyağı 2(%50) 2(%50) 0(%0.0) 0(%0.0)

Tablo 5’de gösterilmiştir. Koruyucu kullanılmayan bebekler

ile dekspantenol ya da talk pudrası kullananlarda

istatistiksel klinik (ark görülmedi (p>0.05), ancak koruyucusuz

bebeklerle kozmetik kremler kullanılan beb

e k l e r d e s a d e c e G r a d e l l ‘ d e anlamlı fark bulundu

(p<0.05). Koruyucusuz bebeklerle çinko oksıdli pomad

kullanılan bebeklerde klinik şekillerin görülme sıklıkları

arasında G r a d e l’de, zeytinyağı kullanılanlarda İse

Grade ll’de anlamlı fark bulundu (p<0.05 ve p<0.01).

Koruyucu maddeler birbirleri ile karşılaştırıldığında ise

kozmetik kremlerle dekspantenol, pudra ve zeytinyağı

arasında fark yoktu (p>0 05), çinko oksidle karşılaştırıldığında

Grade I, II ve IV için anlamlı fark bulundu

(p<0.01, p<0.05 ve p<0.05). Dekspantenol ve çinko oksid

kıyaslandığında G r a d e I ve lll’de, zeytinyağı kıyasl

a n d ı ğ ı n d a ise G r a d e l l ‘ d e anlamlı fark b u l u n du

(p<0.05). Dekspantenol ile talk pudrası ve çinko oksid

ile talk pudrası karşılaştırıldığında aralarındaki fark anlamlı

değildi (p>0.05). Çinko o k s i d z e y t i n y a ğ ı ile

karşılaştırıldığında Grade I ve ll’nin görülme sıklığında

anlamlı fark gözlendi (p<0.05). Talk pudrası ve zeytinyağı

kıyaslandığında i se G r a d e ll’de anlamlı istatistiksel

farklılık bulundu (p<0.05).

Tüm olgularda nativ preperat yapılarak C a n d i d a

albicans arandı. Oniki(%22.22) olguda tespit edildi. Bu

12 olgunun tümü Grade III ve Grade IV dermatiti olan

bebeklerdi. Grade III ve IV’den alınan kültürlerin iki tanesinde

üreme tespit edildi. Üretilen mikroorganizmalar

stafilokokkus aureus ve E. coli idi.

TARTIŞMA

Yıllarca çocuğun idrarındaki ürenin bakteriler tarafındaı

parçalanmasından ortaya çıkan amonyağın diaper

dtrmatit etyolojisindeki majör faktör olduğuna inanılmıştır.

Ancak yapılan son çalışmalarda üreyi parçalayan

bakterilerin rolü bir tarafa itilerek dışkı üreazları

tarafından ürenin liberasyonuna bağlı olarak pH artışı,

uzun süre ıslak kalma, kullanılan bezin cinsi ve candida

albicans olayı başlatan primer faktörler olarak kabul

edilmektedir (4). Şimdiye kadar bebeklerin beslenme

şeklinin diaper dermatitle olan ilişkisini inceleyen az

sayıda çalışma yapılmıştır. Bu çalışmalar anne sütü ile

beslenen bebeklerde orta derece ile şiddetli olguların

prevalansının düşük olduğunu göstermiştir. Bu bebeklerin

gaytalarındaki lipaz ve proteaz aktivitesinin ve

p H ‘ l a r ı n ı n düşük olduğu ve f o r m ü l a a l a n bebeklerinkinden

daha az sıklıkla ölçülebilir üreaz bulundurdukları

gösterilmiştir (5,6). Çalışmamızda Grade I dermatit

görülme sıklığının karışık b e s l e n e n l e r e oranla

anne sütü alanlarda daha f a z l a olduğunu tespit ettik

yani tüm anne sütü alanlar içinde %81.8 gibi yüksek

oran hafif diaper dermatitle başvurmuştur. Grade II için

bu fark karışık beslenenlerin lehine d a h a fazla idi. Çalışma

gruplarımız küçük olmasına rağmen hatif v a k a l a r a

göre ağır vakalarda karışık beslenenlerin oranı anne

sütü alanlarınkine göre yüksekti. Bu literatür ile de

benzerlik göstermektedir (1,2). Ayrıca formüla kullanan

bebeklerde Grade IV klinik durumunda olan bebeklerin

anne sütü alanlarla karşılaştırıldığında daha yüksek

sayıda oldukları da görülmektedir (p<0.05). Karışık beslenenler

ile formüla alanlar arasında fark olmaması da

anne sütünün üstünlüğünü vurgulamaktadır.

Çalışmamızda olguların kullandıkları bezin cinsine

göre diaper dermatitin şiddetini araştırdık. Çalışmamızda

evde dikilmiş bez ile hazır bez kullananlar arasında

klinik tiplerin görülme sıklıklarında fark gözlenmemiştir.

Wiener (7) 1979’da yaptığı çalışmada tek gözlemde bir

aylık 146 bebekte hazır bez kullanımı ile diaper dermatit

insidansının yükseldiğini tespit etmiştir. Ayrıca plastik

k u l l a n m a d a n tek başına pamuklu bez k u l l a n a n l a r la

karşılaştırıldığında hazır bez kullananlarda gözlenen

dermatitin daha ziyade püstüler olduğunu da belirt-

TKlin Dermatoloji 1995, 5

PARLAK ve Ark.

DİAPER DERMATİTLİ 54 OLGUNUN DEĞERLENDİRİLMESİ

mistir. Bu çalışmada bez değiştirme sıklığı, diyare hikayesinin

olup olmadığı ve diğer minör hastalıklar sorgulanmamıştır.

Steln (8)’in bu konuda 1982 yılında

yaptığı kör kontrollü ve prospektlf çalışmada ise hazır

bez kullanan bebeklerde diaper dermatit insidansı daha

düşük bulunmuştur. Perianal bölgedeki sürekli ıslaklık

dermatit için predispozan bir faktördür. Hazır bezlerin

diğerlerine göre daha emici oldukları düşünüldüğünde

bu bulguların doğruluğu desteklenebilinir. Wiener (7)’in

çalışmasındaki pamuklu bez kullanımı ile birliket olan

düşük insidans dikkat çekicidir. Bu durum hazır bezlerdeki

ya da evde dikilmiş bezlerin üzerine ayrıca sarılan

plastiklerin evaporasyonu önlemesinden dolayı olabilir.

Son yıllarda absorbant jel materyali içeren hazır bezlerle

ilgili çalışmalar yapılmaktadır. 1990 yılında yapılan

böyle bir çalışmada bu materyaii içeren hazır bez kullanan

bebeklerde dermatit insidansının düşük olduğu

saptanmıştır (6). Islaklık diaper dermatitin gelişiminden

tek başına sorumlu değildir ancak epidermal bariyeri

değiştiren bir kofaktör görevi görür (2,9). Bu izlem Zimmerer

ve arkadaşlarının (10) yaptıkları çalışmada da

vurgulanmıştır. Islaklığın cilt hassasiyetini, sürtünme katsayısını,

abrasyon hasarını, permabilitesini ve mikrobial

kolonizasyonunu artırdığını belirtmişlerdir. Bahsedilen bu

çalışmada kumaş bezlerin hazır bezlere oranla aynı sıvı

yükü taşımalarına rağmen daha f a z l a ıslaklık oluşturdukları

gösterilmiştir. Bizim olgularımız arasında plastiks

i z sadece evde dikilmiş pamuklu bez kullanan yoktu.

Ancak çalışmamızda dikkat çekilmesi gereken bir gözl

em hazır bez kullanan annelerin yedisinin aşağıda

bahsedilen birgün içerisindeki bez değiştirme sayılarına

göre yapılan gruplamada üç-dört defalık grupta olmasıdır.

Yani hazır bezler ne kadar emici olurlarsa olsunlar

bahsedilen bebeklerde ıslaklık faktörü kuvvetle mevcuttur.

Çalışmayı yaptığımız bölgede hazır bez kullananların

% 18.51 gibi düşük oranı ile birlikte bu grup içinde

%80 gibi yüksek bir oranda az sıklıkla bez değiştirmek

de doğaldır.

Çalışmamızda annenin bezin cinsine bakılmaksızın

günlük bez değiştirme sayısı soruşturularak klinik özellikler

gruplandırıldı. Günde üç-dört bez değiştirilen bebeklerle

sekiz-on bez değiştirilen bebekler karşılaştırıldığında

seyrek bez değiştirilen bebeklerde Grade IV

dermatitin anlamlı oranda f a z l a gözlendiği görülmüştür

(p<0.05). Leyden ve arkadaşlarının (9) yaptıkları çalışmada

bir iğne ucuyla çizilen deriye s a d e c e sürekli ıslaklık

tatbik edildiğinde ya da düşük veya yüksek konsantrasyonlarda

amonyak uygulandığında aynı kolaylıkta

erezyon oluştuğu gösterilmiştir. Kuru ciltle karşılaştırıld

ı ğ ı n d a ise ıslak ciltte e r e z y o n u n d a h a k o l a y l ı k la

oluştuğu belirtilmiştir. Bu çalışmalar sık bez değiştirmenin

diaper dermatitten korumadaki gerekliliğini gözönüne

sermektedir (9,10).

Sık bez değiştirmenin yanısıra bebeğin altının açılması

sırasında yapılan temizlik şekli de sorgulandı. S a dece

kuru bez ile silinen bebeklerde su ile silinen be-

69

beklere göre anlamlı oranda G r a d e III görülme sıklığının

arttığı görülmektedir, doğal olarak bu durum kuru bez

ile gaita artıklarının tamamen temizlenememesine bağlıdır.

Berg ve arkadaşlarının (11) tüysüz fare modelinde

yaptıkları bir çalışmada uzun süre idrar ve gaitaya maruz

kalan ciltte pH artışına bağlı olarak fekal proteaz ve

lipaz aktivitesinin arttığı ve bunun da ciltte hasara neden

olduğu belirtilmiştir. Bu bulgular çalışmamızda gözlenen

az bez değiştirme durumunda ya da kuru bez ile

yeterli cilt temizliğinin yapılmadığı durumlarda gözlenen

ağır dermatit görülme oranlarının artışını haklı göstermektedir.

Kuru bez kullananlar ile sabun kullananlar

arasında fark olmayışını sabunun irritan etkisine bağladık.

Diaper dermatitten koruyucu olarak bebek için kullanılan

madde ile dermatitin şiddetini karşılaştırdık. Koruyucu

kullanılmayan bebeklerde Grade I dermatit görülme

sıklığı çinko oksid kullananlardan daha azdı, zeytinyağı

kullanılanlarda hiç koruyucu kullanmayanlara

oranla Grade II daha sık gözlendi (p<0.05 ve p<0.01).

Çinko oksid kullananların tümünde dermatitin hafif olması

(Grade I) dikkate değerdir. Koruyucu maddeler

birbirleri ile karşılaştırıldığında ise kozmetik kremlerle

dekspantenol, pudra ve zeytinyağı arasında fark yoktu

(p>0.05). Çinko oksidle kozmetikler karşılaştırıldığında

Grade l’in çinko oksid kullananlarda, II ve IV’ün kozmetik

krem kullanılanlarda daha sık gözlendiği görüldü

(p<0.01, p<0.05 ve p<0.05). Dekspantenol ve çinko oksid

kıyaslandığında Grade I görülme sıklığı çinko oksidde

yüksek iken Grade III dekspantenol kullananlarda

sıktı, dekspantenol ile zeytinyağı kıyaslandığında i s e

Grade H’nin zeytinyağı kullananlarda sık olduğu gözlendi

(p<0.05). Dekspantenol ile talk pudrası ve çinko oksid

ile talk pudrası karşılaştırıldığında aralarındaki fark anlamlı

değildi (p>0.05). Çinko o k s i d z e y t i n y a ğ ı ile

karşılaştırıldığında Grade l’in çinko oksid kullananlarda.

Grade H’nin zeytinyağı kullananlarda sık olduğu gözlendi

(p<0.05). Sonuçta çinko oksidin başarılı bir koruyucu

olduğunu gördük. O y s a yapılan eski bir çalışmada çinko

oksid preparatlarının ve kullanılan A ve D merhemlerinin

proflakside etkinlikleri olmadığı ancak ciltte yağlanma

yaptıkları söylenmektedir (2). Kullanılan bu preparatın

sadece ciltte irritanlara karşı bir bariyer görevi

gördüğü de düşünülebilir ancak bu durumda çalışmamızdan

diğer koruyucu preparatlarla arasında anlamlı

fark çıkmaması gerekirdi.

Pudranın kıvrım yerlerinde birikerek irritasyon yaptığı

bilinmektedir. Çalışmamızda da pudranın koruyuculuğuna

dair anlamlı istatistiksel sonuç alamadık.

Diaper dermatitte mikroorganizmaların rolünü inceleyen

çalışmalar da vardır. Bazıları C a n d i d a albicansın

rolünü vurgularken, diğerleri amonyak oluşturan mikroorganizmalardan

sıkça bahsetmişlerdir (9,12,13). Çalışmamızda

C albicans gösterme oranımız %22.2’dir.

T Klin J Dermatol 1995, 5

70

Dermal candidiasis normal cildi olan bebeklerde nadiren

görülür, ancak diaper dermatitli olguların %40-

75’inde görüldüğü bildirilmiştir. Hatta perianal bölgede

ve kıvrım yerlerinde aşırı eritem, püstül veya sulantılı

lezyonu olan durumlarda bu oranın %80’e ulaştığı bilinmektedir

(12). Leyden (13)’in yaptığı çalışmada oran

%33 iken bunun yanısıra Stafilokokkus aureus %50

oranında üretilmiştir. Ancak kantitatif ölçümlerin yapıldığı

bu çalışmada üretilen mikroorganizma sayısının sekonder

enfeksiyonu düşündürecek kadar olduğu da belirtilmiştir.

Montes (14) normal bebeklerde Candidayı %12

oranında üretirken diaper dermatitli olgularda oranı

%77 olarak tespit etmiştir. Brook (15)’un yaptığı çalışmada

örnekler sekonder enfeksiyon kliniği ile uyumlu

püstüllü, aşırı eritemli v e y a sulantılı lezyonları olan olgulardan

alınmıştır ve Candida oranı %48 rapor edilmiştir.

Bizim oranımızla karşılaştırıldığında oldukça farklı

görülmesine rağmen sekonder enfeksiyon kliniği gösteren

Grade III ve IV’deki olgularımız içinde bu oran

%80’dir. Brook (15)’un bahsedilen bu çalışmasında en

çok s ı r a s ı y l a S t a f i l o k o k k u s a u r e u s , S t r e p t o k o k k u s

pneumonia ve E. coli üretilmiş olup üretilen mikroorganizmalar

arasında beta laktamaz üretme oranı %51

bulunmuştur. Aynı çalışmada anaerop besiyeri de kullanılarak

en sıklıkla bakteriodes cinsleri üretilmiştir.

Montes (14)’in çalışmasında E. coli ve Stafilokokkus

aureus normal ve diaper dermatitli olgularda eşit oranda

tespit edilmiştir. Çalışmamızda iki olgudan ürettiğimiz

Stafilokokkus aureus ve E. coli Grade III ve IV’ü

oluşturan olgular içinde %7.14 gibi bir oran oluşturmaktadır.

Diğer araştırmacıların zenginleştirilmiş besiyer

i kullanmaları gözönüne alındığında s o n u c u m u z u n

doğal olduğu görülmektedir.

Çalışmamızın sonuçları değerlendirildiğinde, diaper

dermatltte koruyucu ve tedavi edici olarak anne sütünün

özendirilmesi, sadece pamuklu bez ya da hazır

bez kullanılması, bez değiştirme sıklığının mümkün olduğunca

artırılması, 72 saati geçen dermatitler için antimikotik

önerilmesi, sulantılı, aşırı eritemli v e y a püstüllü

olgularda sekonder enfeksiyon düşünülerek kültür alınması

ve uygun tedavinin başlatılması gerekliliği vurgulanmalıdır.

PARLAK ve Ark.

DİAPER DERMATİTLİ 54 OLGUNUN DEĞERLENDİRİLMESİ

KAYNAKLAR

1. Akkaya S. Diaper döküntüler “diaper dermatit”. Katkı Pediatri

Dergisi: Dermatoloji 1990; 11 (1):41-4.

2. Weston WL, Lane AT, Weston JA. Diaper dermatitis: curren

concepts. Pediatrics 1980; 66(4):532-6.

3. Margleth AM. Dermatology. In: Avery GB, Fletcher MA,

Macdonald MG eds. Neonatology, 4 t h ed. Philadelphia: JB

Lipplncott Company, 1994:1229-68.

4. Hurwitz S. Clinical pediatric dermatology, 2 n d ed. Philadelphia:

WB Saunders Company, 1993: 34-8.

5. Du Vivier A. Atlas of clinical dermatology, 2 n d ed. London:

Gower Medical Publishing, 1993: 41.

6. Lane AT, Rehder PA, Helm K. Evaluations of diapers

containing absorbent gelling material with conventional disposable

diapers in newborn infants. A J D C 1990; 144:315-8.

7. Wiener F. The relationship of diapers to diaper rashes in the

one-month-old infant. J Pediatr 1979; 95(3):422-4.

8. Stein H, Brook S. Incidence of diaper rash when using cloth

and disposable diapers. J Pediatr 1982; 101(5):721-3.

9. Leyden J J , Katz S, Stewart R, Kligman AM. Urinary ammonia

and ammonia-producing microorganisms in infants with

and without diaper dermatitis. Arch Dermatol 1977;

133:1678-80.

10. Zimmerer RE, lawson KD, Calvert C J . The effects of wearing

diapers on skin. Pediatr Dermatol 1986; 3(2):95-101.

11. Berg RW, Buckingham KW, Stewart RL. Etiologic factors in

diaper dermatitis: the role of urine. Pediatr Dermatol 1986;

3(2):102-6.

12. Gibbs DL, Kashin P, Jevons S. Comparative and non-comparative

studies of the efficacy and tolerence of tioconazole

cream 1 % versus another imidazole and/or placebo in neonates

and infants with candidal diaper rash and/or impetigo.

J International Med Res 1987; 15:23-31.

13. Leyden J J , Kligman AM. The role of microorganisms in diaper

dermatit. Arch Dermatol 1978; 114:56-9.

14. Montes LF, Pitillo RF, Hunt D, Narkates A J , Dillon HC.

Microbial flora of infant’s skin. Arch Dermatol 1971;

103:640-8.

13. Brook I. Microbiology of secondarily infected diaper dermatitis.

Int J Dermatol 1992; 31:700-2.

T Klin Dermatoloji 1995, 5

Share

Speak Your Mind